- öyle bir şey
- conj. or so
Turkish-English dictionary. 2013.
Turkish-English dictionary. 2013.
öyle (yağma) yok! — öyle bir şey olmaz, öyle bir şey yapılmamalı anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
öyle — sf. 1) Onun gibi olan, ona benzer Ben öyle bir şey demedim. R. H. Karay 2) zf. O yolda, o biçimde, o tarzda ... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor. Y. K.… … Çağatay Osmanlı Sözlük
canevi — is., hlk. 1) Kalbin altındaki bölge Yazın susamışken birdenbire bir soğuk su içtiniz mi bir sancı, bir ağırlık oturuverir; öyle bir şey oturdu canevime. S. F. Abasıyanık 2) mec. En duyarlı yer, yürek Bir çift göz istiyorum, canevimi görecek. B. K … Çağatay Osmanlı Sözlük
zindan kesilmek — 1) (bir yer) çok karanlık duruma gelmek 2) (bir yer) çok sıkıcı ve içinde yaşanmaz duruma gelmek Lakin bir gün öyle bir şey olmuştu ki Özbekiye Bahçesi gözümde âdeta zindan kesildiydi. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
Çiğdem Talu — (1939 May 28, 1983) was a Turkish pop music songwriter. Çiğdem wrote her first song Ağlıyorum Yine , which was sung by Nilüfer and released on her single, Kalbim Bir Pusula . The great success of this song led her to write songs for many other… … Wikipedia
dublaj — is., sin., TV, Fr. doublage 1) Seslendirme 2) Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi Bazı kere bana hani film Türkçeleştirirler ya, dublaj mıdır nedir, öyle bir şey yapıyormuşum gibime geliyor. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
parmak hesabı — is. 1) Parmaklar kullanılarak yapılan hesap 2) ed. Hece ölçüsü Öyle bir şey ki ne Acem aruzu ne de parmak hesabı. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
ima etmek — dolaylı anlatmak, anıştırmak, ihsas etmek Öyle bir şey olsa laf arasında muhakkak ima ederdi. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
tekzip etmek — yalanlamak, doğru olmadığını açıklamak Öyle bir şey uydur ki çabuk tekzip edilemesin. P. Safa … Çağatay Osmanlı Sözlük
saymak — i, ar 1) Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak Nara sormuşlar: Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne demiş. B. R. Eyuboğlu 2) Sayıları arka arkaya söylemek Birden ona kadar… … Çağatay Osmanlı Sözlük
vurmak — e, ur 1) Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak Masaya vurmak. Birinin başına vurmak. 2) i Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara… … Çağatay Osmanlı Sözlük